İçeriğe geç
Android Giriş Üye ol
Bekçilik

Atatürk’ün Devletçilik İlkesini Anlatınız.

Takım Lideri

Cevap

21.yüzyılda dünya devletleri daha mutlu yaşamak imkânlarına kavuşmak için  üretimi artırma gereğini duydular. Bunun için de başlıca üç yöntemin  uygulanmasını öngördüler. Bunları kısaca gözden geçirelim:  Liberal Ekonomi: Bu tür ekonomilerde üretim için gerekli olan sermaye, üretim  etkinliği ve üretilen malların dağıtımı tümüyle bireylere bırakılmıştır. Liberal  ekonomi görüşüne göre, ekonomik hayatın kendiliğinden işleyen yasaları  vardır: Üretim, mallara olan isteğe bağlıdır, istek ise, üretimin az veya çok  olmasını sağlar. Devlet bu kuralları yönlendirmeye karışmamalıdır. Devletin  görevi yurdu savunmak, eğitim İşlerini düzenlemek, adalet dağıtmak gibi  alanlarda kalmalıdır..

Sosyalist Ekonomi: Bu tür görüşü uygulayan ülkelerde hem sermaye, hem  üretim doğrudan doğruya devletçe sağlanır. Kişilerin üretim araçlarına sahip  olmaları yasaktır. Devlet tüm sermayenin sahibidir. Bütün ekonomik hayat,  devletin öngördüğü biçimde düzenlenir. Malların dağıtımını da devlet yapar.  Bazı ülkeler temelde bu görüşü benimsemişlerdir.

Ilımlı Ekonomik Sistemler: Dünyanın hızla değişen şartları hem liberalizmin,  hem de Sosyalizmin katıksız bir biçimde işleyemeyeceğini göstermiştir. Bu  bakımdan liberal rejimlerin bazılarında, devlet ekonomik hayata artan ölçüde  girerken, sosyalist sistemde de yumuşamalar göze çarpmaktadır. Böylece her  iki guruptan bazı ülkeler rejimlerinin temelini bozmadan önemli sistem  değişikliklerine girmektedirler.

Devletçilik: Atatürk ilkelerinin arasında bulunan devletçilik, bir ekonomi  siyasetidir. Yukarıda anlatılan rejimlere benzemez. Milli özelliklerimize uyan,  gerekli kalkınmayı sağlayacak bir model olan devletçiliğin hangi şartlar altında  nasıl doğduğu belirtilmişti. Bunun için burada devletçiliği kısaca  değerlendireceğiz.

Devletçilik, temel anlamıyla devletin ekonomik hayatın içine girmesidir. Ama  bu yapılırken sosyalist model benimsenemez. Elinde sermayesi olan  vatandaşlar, birkaç alan dışında, diledikleri biçimde üretime katılabilirler. Devlet bunlara engel olmadığı gibi üstelik gereken tedbirleri alarak işlerini  kolaylaştırır, kişileri üretim ve ticaret işine özendirir.

Ancak bilindiği gibi, hızla sanayileşme cumhuriyetin ilk hedeflerindendi. Büyük  temel sanayi kuruluşları yapmak için özel ellerde sermaye yoktu. Bu yüzden  devletçilik doğdu. Devlet pek çok sanayi işletmesini kendisi kurdu, çalıştırdı ve  eliştirdi. Bir yandan da uyguladığı para ve kredi politikası ile özel kişileri  başıboş  bırakmadı. Böylece devlet ile vatandaş, üretim işini birlikte  düzenlediler. Bu işbirliği sonucu Türkiye örnek bir ülke durumuna gelmişti.  Son araştırmalar, Türkiye’nin 1930 yılına kadar uyguladığı devletçilik siyaseti  ile en hızlı kalkınan üç ülke arasına girdiğini göstermektedir. 1929 yılında, 100  olan Türkiye ve dünya sanayi üretim indeksi, 1939’da Türkiye’de 196’ya  erişmiştir. Dünya ortalaması İse 119’dur. Bu gelişme tablosunda Türkiye’nin  yeri, Rusya ve Japonya’dan sonra gelmektedir. Böylece 1927’de 1000 olan  milli gelirimiz, hızlı nüfus artışına rağmen, 1939’da 1625’e yükselmiştir.

Paylaş: WhatsApp X Facebook

Bu kategoriden diğer sorular

Yorumlar

Bu soru hakkında yorum yapmak, farklı bir cevap önermek için giriş yap ya da üye ol.

Bu konuyu forumda tartış →

Bize yazın
Soru sorMülakatla ilgili aklına takılanı sor Görüş bildirSite ve uygulama hakkında düşüncen Fikir danışHazırlık sürecinde fikrimizi al Forumda sorDiğer adaylar cevaplasın